Gerçekten yeterince gizli mi?

Lynette T. Owens

Son birkaç yılda sosyal ağ sitelerinin sıkı kullanıcısı olan ve bu siteleri şiddetle tavsiye eden pek çok aile biliyorum. Çoğu, bu siteleri uzaklara dağılmış arkadaşları ve tanıdıklarıyla irtibatta kalmak için bir yol olarak görüyor. Bu platformlar üzerinden eski sınıf arkadaşlarıyla ve çalışma arkadaşlarıyla ilgili meraklarını gideriyorlar. Bu paralelde sosyal ağları yeni insanlarla tanışmak için kullanma oranları ise neredeyse hiç denecek kadar az.

Pew Research Center tarafından 2 bin 200 yetişkin üzerinde yapılan araştırmaya göre bu yetişkinler tanıdıkları insanlarla iletişim kurmak için sosyal ağları kullanıyor. Fakat sosyal ağ siteleri özünde eş merkezli dairelerden oluşan bir web ortamıdır. Bu ortamda sizin tanıdık çemberiniz başkalarınınkiyle kesişir fakat hiçbir zaman tam olarak birebir örtüşmez. Bu nedenle, güvenliğin size ve çemberinizde yer alanlara ya da onların ağlarında bulunanlara ne ifade ettiği önemli bir konu. Sizin güvenlik tanımınız diğerleriyle aynı olmayabilir.

Geçen ay iki genç kız kendi liselerini dava ettiler. Sebebi ise profillerinde en üst seviyede gizlilik ayarlarını kullanmalarına karşın, bir önceki yaz çektirdikleri uygunsuz fotoğrafları MySpace sayfalarına koymaları nedeniyle okulun onları cezalandırmasıydı. Bu fotoğrafları sadece onların izin verdiği kişiler görebildiğini varsayıyorlardı. Mantıklı bir varsayım.

Kızları infaza götüren ise güven ihlaliydi. Kızların arkadaş çemberinde yer alan biri onların profiline bağlanarak fotoğraflara ulaşmıştı. Ardından bu fotoğrafları kızların çemberinde olmayan kişilere gösterdi ve fotoğrafların bu yolculuğu lise müdüründe sonlandı.

Okul bu olay karşısında, ikisi de atlet olan kızların ders dışındaki etkinliklere katılmasını sağlayarak ceza verdi. Ayrıca kızlar, Atletizm Yönetim Kurulu’ndan özür dilemek ve danışmanlık oturumlarına katılmak durumunda kaldılar. Okulun öğrenci el kitabına göre, okul içinde ya da dışında kurumun adını kötüye çıkaracak davranışta bulunurlarsa atlet öğrencilerin okulu temsil etme hakkı ellerinden alınabiliyor. Kızların dava dosyalarında sivil özgürlük kavramı ön plana çıkarılmış durumda.

Okullar şimdi çevrimiçi etkinlikleri de kapsayacak şekilde davranış kurallarını yeniden tanımlamaya çalışıyor. Diğer yandan öğrenciler, başkalarıyla ilişkilerinde güven kavramını yeniden gözden geçiriyor.

Bu mahkeme nasıl biterse bitsin ve siz hangi tarafı tutarsanız tutun, bu olay çıkarılabilecek pek çok ders var:

  • Soysal ağ profilinizde en üst seviye gizlilik ayarlarını kullanmak, sizin profilinizi görme hakkı verdiğiniz insanların sizin iletilerinizi herkes tarafından görünür hale getirmelerine engel değildir. Bu nedenle duvarınıza herhangi bir ileti girmeden önce her zaman düşünün. Anne-babalar çocuklarını webde kişisel bilgileri paylaşmanın tehlikeleri konusunda uyarmalı. Bu davayı; çocuklarına gizliliğin öncelikle doğru seçimler yapmak; ardından bu seçimleri desteklemek için teknolojiyi kullanmak için bir örnek olarak kullanabilirler. Anne-babalar aynı zamanda doğru örnekleri kullanmalılar. Sizin ya da arkadaşlarınızın görünmek istemeyeceği herhangi bir içerik ya da fotoğraf paylaşmayın.
  • Gizlilik farklı insanlar için farklı anlamlara gelir. Bir seferinde biri tarafından çocuklarımın bir fotoğrafının çevrimiçi şekilde paylaşılması için iznim istendi. Fotoğrafın paylaşılacağı yerin kamuya açık olması nedeniyle bu talebi reddettim. Ancak her şeyden öte bu şekilde iznimin istenmesinden ötürü minnettar kaldım. Okullar anne-babaların, çocuklarının farklı mecralarda basılmak üzere fotoğraflarının çekilmesi ile ilgili bir izin formunu doldurmalarını istiyorlar. Bazı anne babaların bu konuda hiçbir fikri yok, bazılarınınsa var. Bu bir seçim meselesi ve kimsenin neyin gizli olduğu ya da olmadığı konusunda aynı bakış açısına sahip olması beklenemez. Çocuklarınıza gizliliğin ne denli değerli olduğunu ve başkalarının mahremiyetine saygı duymanın önemini gösterin.

  • Çocukların çevrimiçi güvenliği ve sayısal vatandaşlığı tümüyle anne-babaların sorumluluğu altında. Fakat anne-babalar çocuklarına okulların yardımıyla rehberlik etmeliler. Bu davada gençler fotoğrafları paylaşarak kötü bir seçim yapmış olsalar da başlangıçta anne-babaları ve okulları bunu yapmanın sakıncaları konusunda onları uyarmış olsaydı bu kaza başlarına gelmeyebilirdi. Ebeveynler ile okulun arasındaki sınırın nerede başlayıp nerede bittiği çok net değil. Bu durum her birinin çocukları internet kullanımıyla ilgili bilinçlendirmesi konusunda da geçerli. Fakat bu konuyla çocukları çevrimiçi dünyadan izole ederek çözümlemektense ortaklaşa ortaya konacak bir formül çok daha etkin olacaktır. Indianalı kızların davası internetin çocukların dünyasına nasıl girdiğini ve sayısal vatandaşlığın okullarla ebeveynler için öne çıkması gereken bir konu olduğunu gösteriyor.

Tabii ki sizin ve çocuklarınızın kişisel gizliliği için yasal tanımlar ve korunma yöntemleri söz konusu. Örneğin sağlık kayıtlarınızı okul ile paylaştığınız zaman olduğu gibi. Fakat sosyal ağ sitelerinde gizlilik başka bir konu. İyi haber gizliliğinizi korumak ağırlıklı olarak sizin ve çocuğunuzun kontrolünde. Sosyal ağ sitelerinin sağlamayı vaat ettiği gizlilik kontrolü kapasitelerine rağmen, teknoloji hiçbir zaman doğru verilmiş kararın yerini tutamaz.

Orjinal makale: Privacy is in the Eye of the Beholder

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir