Yayınladıklarınız ya da yayınlamadıklarınız

Lynette T. Owens

Birkaç hafta önce, kızımın ismini Google’da aramaya karar verdim. Henüz çevrimiçi varlığını ortaya koymamış birinin sonuçlarını görmeyi merak ediyordum. Gördüklerim karşısında heyecanlandım, endişelendim ve memnun oldum. Kızımın adının, sanat ve zanaat şirketi bulunan, profesyonel bir randevu servisi çalışanı ve 7 yılını hapishanede harcamış biriyle paylaştığını fark ettim. Bu insanların bazılarının MySpace, Twitter, Facebook gibi sitelerde profili vardı.  Bu insanlar dünyayı daha iyi bir yer haline dönüştürmeyi isterken, çoğunlukla tüm dünyanın kendileriyle ilgili her şeyi bilmesini istiyorlardı.

Gördüklerimden sonra “cybertwin” (siber ikiz) terimiyle ilgili araştırma yaptım. Bu terimin, adınız ve yaş, yaşadığı yer ya da kariyer gibi karakteristik özellikleri sizinle paylaşan ama siz olmayan biri olduğunda verilen isim olduğunu öğrendim. Ayrıca bu konuyu okuduğum makalede eğer siber ikiziniz varsa ihtiyaç duydunuz anda bunu açıklayabileceğiniz yer alıyordu.

Çocuklarımın ya da 18 yaşından küçük birinin bilinirliği kısmen de olsa internette ne yaptıklarına göre ortaya çıkarılabilecektir. Onların kişisel bilgilerini dikkatle yönetmek ve internetin hayatının ne kadar önemli bir parçası olduğunu bilmek oldukça önem taşıyor. Çocuklar bilinirlikleri ve güvenlikleri için kişisel bilgilerini en düşük seviyede internete vermelidir. Belki de bu konuyla ilgili en iyi tavsiyeyi internetin var olduğu dönemde dünyaya gelmiş kişiler verebilir.

La Jolla’daki ruhban okullarından kıdemli yönetici ve gençlerin yetişkinlere teknoloji kullanımı konusunda gönüllü olarak yardımcı olduğu bir dernekte görev alan Aaron Schild, “ Facebook ve diğer sitelerde adres gibi benim için özel olan bilgileri asla paylaşmam” diyor ve ekliyor: “Beni tanımayan hiç kimsenin kişisel bilgilerime ulaşamaması için gizlilik ayarlarını mümkün olan en yüksek seviyede tutuyorum.”

Schild birçok insanın uygunsuz fotoğraf ya da yorumlarını kendilerini ortaya çıkaracağını bile bile paylaşmaktan çekinmediğini ifade ediyor. Aslında tanımadığınız insanların hakkınızda çokça bilgi edinmesinin önüne geçmek mümkün. Bu özellikleri ileride utanabileceğimiz şeyleri paylaşmadan önce öğrenmemiz gerekiyor. Çocuklar en yüksek gizlilik ayarlarını seçmiş olsa bile birisi bilgilerini bir başkasıyla paylaşabilir.

Buna ek olarak üniversite yöneticileri de öğrenci seçimleri sırasında potansiyel öğrencilerinin sosyal ağlardaki profillerini incelemeye başladı. Robert Kaplan tarafından kaleme alınan bir çalışmada ABD’de yer alan üniversitelerin yaklaşık yüzde 21’i çevrimiçi başvuruların nasıl bir süreçten geçirileceğini düşünüyor. Yani artık internet bir bilinirlik mecrası haline geldi.

Schild’in fikirlerine dönelim. Schild, okullarında öğrencilere kendilerini zor duruma sokacak bir şey yapmadan önce internetteki varlıklarını en düşük seviyede tutmaları gerektiğini öğütlediklerini ifade ediyor.

“Sosyal ağ sitelerinde çok fazla zaman harcamayın. İnternette ve gerçek hayatımızda çok daha üretken olabileceğimiz konular var. Ayrıca sizin yakın çevreniz dışında bulunan insanların kişisel bilgilerinize erişmesine engel olmak için gizlilik ayarlarınızın yeterli düzeyde olduğundan emin olun.”

Çocuklarınızın internet üzerinde neleri paylaşmalarına ihtiyaç duyabilecekleriyle ilgili birçok ipucu:

1-      Söylediğiniz gibi davranın. Kendinize ait bir profili çocuğunuza örnek göstermekten daha iyi ne olabilir ki? Neyi ne zaman paylaşabileceğinizi, hangi gizlilik ayarlarını tercih ettiğinizi dikkatle inceleyin ve tecrübe edin. Ardından çocuğunuza öğüt vermek daha kolay olacaktır.

2-      Seçici olun. Sizin ve çocuklarınızın kullandığı sitelere bir sınır koyun. Girdiğiniz sitelerin ne için tasarlandığına dikkat edin. Zira sosyal ağlar içinde bazısı sadece kişisel bilgileri paylaşmayı sağlarken, bazıları profesyonel iş yaşamınıza yönelik olabilir. Ancak hangisinde olursanız olun seçici olun. Çünkü her yeni mecrada daha fazla şey paylaşıyorsunuz.

3-      İzin ve gizliliği öğrenin. Çocuklarınıza paylaştıkları konusunda uyarılarda bulunun. Daha sonra paylaşılanların kimler tarafından görülebileceğinin sınırlarını belirleyin. Unutmayın ki gizlilik ayarlarına dikkat edilmediği takdirde herhangi bir kişisel bilgiyi bir kez paylaştıklarında sonsuza dek dışarıda bir yerlere gidebilir ve herhangi biri tarafından görülebilir.

4-      Çocuklarınızla sosyal ağlarda arkadaş olmayı teklif edin. Gerek duyarsanız çocuklarınızla sosyal ağlarda iletişim halinde kalın. Büyüklerden ziyade küçük çocuklar için bu yöntem güvende olduklarından emin olmak için iyi bir yol olabilir.

5-      An be an güncellenen güvenlik yazılımları kullanın. Milyonlarca insan sosyal ağları kullandığı için hacker’lar ve siber suçlular bu ortamlara oldukça ilgi gösteriyor. İnsanları kandırarak kişisel bilgileri çalmak ya da bilgisayarlarına zararlı yazılımlar yüklemelerini sağlamak için oldukça değişik yöntemler deniyorlar. Çocuklarınızın internete girmek için kullandığı herhangi bir cihazda iyi bir güvenlik yazılımı olduğundan emin olun.

Çocuklarımızın çevrimiçi varlıkları aslında onların bir yansımasını teşkil ediyor. Onlar aslında bizim de birer yansımamız. İnterneti olumlu yönde ve güvenle kullanmaları için sadece onlara öğüt vermekle kalmayın, aynı zamanda onlara ne yapmaları gerektiğini gösterin. Ayrıca kendinizin siber ikizlerinize henüz bakmadıysanız, bakmanızı tavsiye ederiz.

Orjinal makale: You Are What You (Don’t) Post

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir