Çocuklar ve Çevrimiçi Gizlilik

Lynette T. Owens

Pew Center’ın tespitine göre çevreleyici yayın; günümüzde bilgi paylaşımına bu kadar yatkın ve istekli olmamızın ilk aşamasıydı. Bana kalırsa gencinden yaşlısına farklı amaçlar doğrultusunda sosyal ağlarda, bloglarda, web sitelerindeki yorum bölümlerinde ya da forumlarda yer almamızı açıklayan çok isabetli bir tespit.

Neden? Çünkü çalışma “gizliliğin yerini paylaşıma” bıraktığını ve “paylaşmanın normal bir olgu” olmaya başladığını ortaya koydu. Günümüz gençleri çevreleri arasında kabul görmek için çevrimiçi kimliklerine çok fazla anlam yüklemeye çalışıyor. Bunu yaparken insanlarla internet üzerinden bağlı kalırken oyun oynuyor ya da benzer beğenileri olan kişileri buluyor. Tüm bunların yanında çocukların kişisel bilgilerini paylaşmak için birçok sebebi daha bulunuyor.

Bir üniversite personel sorumlusunun blog yazmaya başlaması, web site oluşturması, çevrimiçi yardım çalışmalarına destek vermesi ya da her hangi bir şeyi artık sadece internet üzerinden takip etmesi gerçekten etkileyici. Bir iş bulabilmek artık iş arama sitelerinde sıkça profil güncellemesiyle ve şirketler ile bireylere ulaşmaktan geçiyor.

Tüm bunlar doğruyken internette gizlilik için çocuklarımızı paylaşma isteklerinden daha çok eğitmemiz gerektiği ortaya çıkıyor. Rutgers Üniversitesi’nden Tyler Clementi’nin odasındayken gizli bir web kamera ile çekilen görüntülerinin internetten yayınlanması nedeniyle intihar etmesi çocuklara verilmesi gereken “internette gizlilik” eğitiminin sadece kendileri için olmadığını gözler önüne serdi. Gençlerle çevrimiçi gizlilik konusunda konuşurken gizliliği nasıl koruyacaklarını kendi gizlilikleri için karşısındakinden bekledikleri ve diğerlerinin gizliliğine nasıl saygı göstermeleri gerektiğini anlamalarını sağlamalıyız.

Kendi gizliliğimizin yönetimi

Çoğu ebeveyn çocuklarına çok fazla bilgi vermemesi ya da yabancılarla konuşmaması konusunda tavsiyelerde bulunur. Ebeveynler içgüdüsel olarak internet için çocuklarına yol gösterir. Bu aşamada çocukların ne zaman paylaştıklarının “çok fazla” olduğunu anlayabilmelerini sağlamak en zor kısmı oluşturur. Çevrimiçi gizlilik ayarları ve güvenlik yazılımları gibi teknolojiler çocukların kişisel bilgilerinin etrafına bir duvar örmelerine yardımcı olabilir ancak bu duvar hiçbir zaman delinemez değildir. Bu nedenle en güvenli ve hayatlarında en çok işe yarayacak şey onların bilgiyi paylaşmadan önce iyi bir muhakeme yeteneğinin kazanmasıyla gerçekleşebilir. Çocuklarıma benim öğütlediğimse şudur: “Eğer herhangi bir şeyi çevrenizdeki insanlara söylememeniz gerektiğini düşünüyorsanız, bunu paylaşmayın.”

Gizlilik haklarımızı korumak

Eğer çocuklar umarsızca bilgilerini paylaşıyorsa, bunun bazı sonuçları olacağını bilmeli ve hazırlıklı olmadırlar. Bu nedenle çocukları gizliliğin korunması konusundaki yasal hakları hakkında bilgilendirmek gerekir. Ayrıca bu haktan bilmeden de olsa vazgeçmiş olabileceklerini anlamalarını sağlamak gerekir. Genellikle bu durum aceleyle sosyal paylaşım ağı ya da müzik paylaşım sitesine kayıt yapan gençler, kullanım koşulları ve gizlilik politikasını okumadan “okudum ve kabul ediyorum” butonuna bastığında gerçekleşiyor. Ardından kişisel bilgiler üzerindeki hakimiyet kayboluyor ve aniden reklamcılar ya da üçüncü parti bilgi raporlama sitelerinden istenmeyen mesajlar gelmeye başlıyor. Hatta bu bilgiler reklam malzemesi olarak kullanılıp yasadışı olarak satılabiliyor.

ABD’de yapılan araştırmalara göre çoğu çocuk ve ebeveyn sosyal ağ sitelerinde kişisel bilgilerinin güvende olmadığına inanıyor ve bilgilerinin bir başkasıyla paylaşılması için izin verdiklerini hissediyor. Her iki grup da gizlilik politikaları ve kullanım koşullarının uzunluğu ve anlaşılmazlığından şikayet ediyor. Yine de çocuklar gizlilik haklarını öğrenmeli ve emin olamadıkları ya da güvenmedikleri siteler konularda yetişkinlerden yardım almalıdır.

Diğerlerinin gizliliğine saygı göstermek

Çocuklarımızın gizliliği konusunda kendilerini eğitirken başkalarına saygı göstermeleri gerektiğini de hatırlatmak gerekiyor. Kişisel gizliliğin ihlali sonrasında gerçekleşebilecek en kötü sonuçla karşılaşılan Tyler Clementi davası bir siber zorbalık davası olarak görüldü. Davada ceza alan öğrenciler önemli yasal yaptırımlar altında kaldı ancak yasal yaptırımların ötesinde etik dışı ve ölümcül bir vakanın kahramanları oldular.

Çocuklarımızı eğitirken sanal dünyada da örnek bir vatandaş olmaları gerektiğini hatırlatmamız gerekiyor. Sanal dünyada da insanlara karşı empati geliştirebilmelerini sağlamalıyız. Şunu da unutmamalıyız kişisel bilgilerimizi paylaşsak bile bir başkası bunu istemediğimiz kişilere yaymazsa bilgilerimiz bizimle kalır.

İnternet gerçekten gençlerin gizlilikle ilgili sınırlarını kaldırdı. Bu nedenle bizler gençlerin kişisel bilgilerinin kullanımıyla ilgili dengeyi bulmalarına yardımcı olmalıyız. Çocukları internette güvenli tutabilmek için büyük çaba harcamamız gerektiği gibi oldukça da sabırlı olmalıyız.

Orjinal makale:Kids and Online Privacy

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir