Yazar arşivleri: Dilek Kurt

Siber kanunsuzlar Japon trajedisini kullanıyor: Sayısal okuryazarlığı öğretmek için iyi bir fırsat

Lynette T. Owens

Hepimizin basından gördüğü, okuduğu ve duyduğu gibi Japon Halkı, hiçbirimizin yaşamayacağı hatta düşünemeyeceği boyutta büyük bir trajediyi yaşıyor. Başkalarının çektiği sıkıntıların büyüklüğünü görmek içimizdeki merhamet duygusunu harekete geçiriyor ve yardım etmenin yollarını aramaya başlıyoruz. Çoğumuz için doğrudan aksiyon almak çok mümkün değil. Coğrafik uzaklık nedeniyle orada olmak, sağ kalanları aramak, yiyecek ve su ulaştırmak ve tıbbi malzemeyle servisler sağlamak çok mümkün olmuyor. Sosyal web’in bize sağladığı en güçlü özelliklerinden biri de son dönemde olan pek çok küresel trajedi için bir şeyler yapma olanağı sunması (spread the word, iyi dileklerin gönderilmesi ve en önemlisi finansal desteğin verilmesi gibi).

Ne yazık ki, yine geçtiğimiz dönemde çoğu kez gördüğümüz gibi, insanlık trajedileri bazılarına başkalarının acılarından kâr sağlamak adına bir fırsat gibi görünüyor. Siber suçlular bunu “black hat SEO” ya da “poisoned searches”, spam, sahte siteler ve düzmece Facebook sayfaları gibi farklı tekniklerle geçmişte yaptılar. Bu hareketin dünyada ne zaman kitlelerin yüksek ilgisini çeken bir olay olsa gerçekleştiğini gördük (Katrina Kasırgası, Michael Jackson’ın ölümü, 2008 Yaz Olimpiyatları ya da Haiti’deki deprem gibi).

Japonya’da gerçekleşen son olay bu suçluların yeniden işbaşında olduğunu gösteriyor. Ve aşağıda bahsedeceğimiz bütün teknikleri kullanmış durumdalar. Sıradaki bilgiler hepimiz için çok faydalı, fakat çocuklara sayısal medya okuryazarlığını öğretme pozisyonundaysanız, bunu öğretimsel bir an olarak kullanabilir ve olan biten bütün kötülükler içinde iyi bir şey yapabilirsiniz.

Black Hat SEO attack ya da poisoned search

Black hat SEO ya da diğer adıyla arama motoru optimizasyonu saldırısı, siber suçlular sahte linkler gönderdikleri zaman meydana gelir ve Google ya da Bing gibi bir arama motorunda arama bir bilgi aradığınız zaman, linkleri listenin başında yer alacak şekilde hareket eder. Tipik olarak bu linkler sizi sahte siteye yönlendirir ve genellikle sizi kişisel bilgilerinizi girmeniz ya da kişisel bilgilerinizi çalmaya yarayacak bir program indirmeniz için kandırır.

Trend Micro araştırmacıları “Japonya’da en son deprem” şeklinde arama yaptığınız zaman, aldatan birkaç linke ulaşacağınızı bulmuş durumda. Bu durumda bu linklere bir kere tıkladığınız zaman, bir pop-up pencere açılıyor ve bilgisayarınızda bir problem olduğunu; bu sorunu gidermek için bir antivirüs programı satın alarak indirmeniz gerektiğini belirtiyor.

Eğer bu tür mesajlar görecek olursanız, görmezden gelin. Ve bilgisayarınızda halihazırda geçerli bir güvenlik yazılımınız yoksa hemen bir tane yüklemelisiniz. Bu; siz, öğrencileriniz ya da çocuklarınız indirmek için tıklasanız bile zararlı yazılımlar yüklemenize engel olur.

Sahte Facebook sayfası

Araştırmacılarımız insanların merakını bir video ile çekmek üzere tasarlanan, fakat bunun yerine sizden habersiz hesabınızda aksiyon alan bir Facebook sayfası buldu. Araştırmacılarımız konuyla ilgili şunları söylüyor:

“Facebook sayfasının başlığı ‘Japanese Tsunami RAW Tidal Wave Footage!’(Japon Tsunami RAW Gel Git Dalgalarının İzleri) şeklinde ve bu sayfadaki bir script kullanıcıları videonun aslında tıklanabilir bir resim olduğu sahte bir video sayfasına yönlendiriyor. Resme tıklamak kullanıcıları onların mobil telefon numaralarını soran başka bir sayfaya yönlendiriyor. Bu script aynı zamanda otomatik bir “Like” (Beğendi) yapıyor ve kurbanın duvarında linkin yayınlanmasını sağlıyor. Bu tahminen sizin kendi sosyal ağınızdaki insanların linki ziyaret etmesi için gerçekleşiyor. Kesinlikle orada hiçbir linki tıklamayın. Hatta daha iyisi hiç ziyaret etmeyin. Japonyayla ilgili haberler ve videolar için size bilinir haber organizasyonlarını takip etmenizi öneriyoruz.

Sahte web siteleri

Aynı zamanda bağışlarınızı toplamak üzere tasarlanmış bir site bulduk (şu anda aktif bir site ama belli nedenlerden dolayı linkini eklemiyorum). Geniş bilinirliği olan her hangi bir organizasyonla işbirliği içinde değil, dolayısıyla daha önce adını duymadığınız hiçbir organizasyona finansal bağışta bulunmaya kalkışmayın.

Oltalama e-postaları ve Spam

Siber suçluların en eski yöntemlerinden biri, kişisel bilgilerinizi vermeniz için sizi kandıran istenmeyen e-postalar oluşturmak.  Araştırmacılarımız UNICEF’ten geliyor gibi görünen ama aslında oradan gelmeyen bir tane buldular:

“Plan çok basit. Mesaj alıcılardan tam isimleri, telefon numaraları ve e-posta adresleri gibi kişisel bilgilerle yanıt vermesini istiyor ve alıcıların yanıtının ardından bağışlarını nasıl yapacaklarına dair talimatları alacakları bilgisi veriliyor.”

Eğer bir Trend ürünü ya da herhangi bir geçerli güvenlik yazılımı kullanıyorsanız, bu tip e-postaları almanız bile engelleniyor. Eğer güvenlik yazılımını yoksa size nasıl bağış yapacağınızı söylemeden önce bilgilerinizi isteyen bu tip mesajları görmezden gelmeli ve silmelisiniz. Aslında en iyisi doğrudan bu organizasyonların resmi web sitelerine giderek nasıl yardım edebileceğinizi öğrenmeniz, bir e postaya tıklayarak öğrenmekten çok daha iyidir.

Sonuç

Japonya’nın yaşadığı olaylar kadar, bu suç içeren davranışlar da şaşırtıcı. Ne yazık ki bu hepimizin başa çıkmak üzere hazırlıklı olması gereken bir gerçek. Eğitim, teknoloji ve sağduyu, bundan zarar görmenizi engellemek için en iyi yol.

Japonya’da yaşanan krizi arkadaşlarınızla konuşurken, insanlara bu konuyla ilgili çevrimiçi bilgi ararken daha dikkatli olmalarını söyleyin. Bu teknikleri ailenize, arkadaşlarınıza ve tüm çevrenize anlatarak ve Japonya hakkında bilgi almak için bilinirliği yüksek birkaç siteden yararlanmalarını söyleyerek suçluları güçsüz hale getirebilirsiniz.

Aynı zamanda siber suç aktivitelerinin cihazlarınızda bilinirliği yüksek güncel bir güvenlik yazılımının kurulu olması gerektiği gerçeğini pekiştirdiğini görüyoruz.

Son olarak, suçluların bu iyi niyeti suiistimal eden davranışları kimseyi Japonya için bağış yapmaktan alıkoymamalı ya da kimsenin bu konuda cesaretini kırmamalı. Her zamankinden daha fazla yardıma ihtiyaçları var. Eğer Japonya’ya maddi bağış yapmak istiyorsanız,iletişime geçebileceğiniz pek çok bilinen organizasyon söz konusu.

Orjinal makale: Criminals Exploiting Japan’s Tragedy: A Chance to Teach Digital Literacy

Yayınladıklarınız ya da yayınlamadıklarınız

Lynette T. Owens

Birkaç hafta önce, kızımın ismini Google’da aramaya karar verdim. Henüz çevrimiçi varlığını ortaya koymamış birinin sonuçlarını görmeyi merak ediyordum. Gördüklerim karşısında heyecanlandım, endişelendim ve memnun oldum. Kızımın adının, sanat ve zanaat şirketi bulunan, profesyonel bir randevu servisi çalışanı ve 7 yılını hapishanede harcamış biriyle paylaştığını fark ettim. Bu insanların bazılarının MySpace, Twitter, Facebook gibi sitelerde profili vardı.  Bu insanlar dünyayı daha iyi bir yer haline dönüştürmeyi isterken, çoğunlukla tüm dünyanın kendileriyle ilgili her şeyi bilmesini istiyorlardı.

Gördüklerimden sonra “cybertwin” (siber ikiz) terimiyle ilgili araştırma yaptım. Bu terimin, adınız ve yaş, yaşadığı yer ya da kariyer gibi karakteristik özellikleri sizinle paylaşan ama siz olmayan biri olduğunda verilen isim olduğunu öğrendim. Ayrıca bu konuyu okuduğum makalede eğer siber ikiziniz varsa ihtiyaç duydunuz anda bunu açıklayabileceğiniz yer alıyordu.

Çocuklarımın ya da 18 yaşından küçük birinin bilinirliği kısmen de olsa internette ne yaptıklarına göre ortaya çıkarılabilecektir. Onların kişisel bilgilerini dikkatle yönetmek ve internetin hayatının ne kadar önemli bir parçası olduğunu bilmek oldukça önem taşıyor. Çocuklar bilinirlikleri ve güvenlikleri için kişisel bilgilerini en düşük seviyede internete vermelidir. Belki de bu konuyla ilgili en iyi tavsiyeyi internetin var olduğu dönemde dünyaya gelmiş kişiler verebilir.

La Jolla’daki ruhban okullarından kıdemli yönetici ve gençlerin yetişkinlere teknoloji kullanımı konusunda gönüllü olarak yardımcı olduğu bir dernekte görev alan Aaron Schild, “ Facebook ve diğer sitelerde adres gibi benim için özel olan bilgileri asla paylaşmam” diyor ve ekliyor: “Beni tanımayan hiç kimsenin kişisel bilgilerime ulaşamaması için gizlilik ayarlarını mümkün olan en yüksek seviyede tutuyorum.”

Schild birçok insanın uygunsuz fotoğraf ya da yorumlarını kendilerini ortaya çıkaracağını bile bile paylaşmaktan çekinmediğini ifade ediyor. Aslında tanımadığınız insanların hakkınızda çokça bilgi edinmesinin önüne geçmek mümkün. Bu özellikleri ileride utanabileceğimiz şeyleri paylaşmadan önce öğrenmemiz gerekiyor. Çocuklar en yüksek gizlilik ayarlarını seçmiş olsa bile birisi bilgilerini bir başkasıyla paylaşabilir.

Buna ek olarak üniversite yöneticileri de öğrenci seçimleri sırasında potansiyel öğrencilerinin sosyal ağlardaki profillerini incelemeye başladı. Robert Kaplan tarafından kaleme alınan bir çalışmada ABD’de yer alan üniversitelerin yaklaşık yüzde 21’i çevrimiçi başvuruların nasıl bir süreçten geçirileceğini düşünüyor. Yani artık internet bir bilinirlik mecrası haline geldi.

Schild’in fikirlerine dönelim. Schild, okullarında öğrencilere kendilerini zor duruma sokacak bir şey yapmadan önce internetteki varlıklarını en düşük seviyede tutmaları gerektiğini öğütlediklerini ifade ediyor.

“Sosyal ağ sitelerinde çok fazla zaman harcamayın. İnternette ve gerçek hayatımızda çok daha üretken olabileceğimiz konular var. Ayrıca sizin yakın çevreniz dışında bulunan insanların kişisel bilgilerinize erişmesine engel olmak için gizlilik ayarlarınızın yeterli düzeyde olduğundan emin olun.”

Çocuklarınızın internet üzerinde neleri paylaşmalarına ihtiyaç duyabilecekleriyle ilgili birçok ipucu:

1-      Söylediğiniz gibi davranın. Kendinize ait bir profili çocuğunuza örnek göstermekten daha iyi ne olabilir ki? Neyi ne zaman paylaşabileceğinizi, hangi gizlilik ayarlarını tercih ettiğinizi dikkatle inceleyin ve tecrübe edin. Ardından çocuğunuza öğüt vermek daha kolay olacaktır.

2-      Seçici olun. Sizin ve çocuklarınızın kullandığı sitelere bir sınır koyun. Girdiğiniz sitelerin ne için tasarlandığına dikkat edin. Zira sosyal ağlar içinde bazısı sadece kişisel bilgileri paylaşmayı sağlarken, bazıları profesyonel iş yaşamınıza yönelik olabilir. Ancak hangisinde olursanız olun seçici olun. Çünkü her yeni mecrada daha fazla şey paylaşıyorsunuz.

3-      İzin ve gizliliği öğrenin. Çocuklarınıza paylaştıkları konusunda uyarılarda bulunun. Daha sonra paylaşılanların kimler tarafından görülebileceğinin sınırlarını belirleyin. Unutmayın ki gizlilik ayarlarına dikkat edilmediği takdirde herhangi bir kişisel bilgiyi bir kez paylaştıklarında sonsuza dek dışarıda bir yerlere gidebilir ve herhangi biri tarafından görülebilir.

4-      Çocuklarınızla sosyal ağlarda arkadaş olmayı teklif edin. Gerek duyarsanız çocuklarınızla sosyal ağlarda iletişim halinde kalın. Büyüklerden ziyade küçük çocuklar için bu yöntem güvende olduklarından emin olmak için iyi bir yol olabilir.

5-      An be an güncellenen güvenlik yazılımları kullanın. Milyonlarca insan sosyal ağları kullandığı için hacker’lar ve siber suçlular bu ortamlara oldukça ilgi gösteriyor. İnsanları kandırarak kişisel bilgileri çalmak ya da bilgisayarlarına zararlı yazılımlar yüklemelerini sağlamak için oldukça değişik yöntemler deniyorlar. Çocuklarınızın internete girmek için kullandığı herhangi bir cihazda iyi bir güvenlik yazılımı olduğundan emin olun.

Çocuklarımızın çevrimiçi varlıkları aslında onların bir yansımasını teşkil ediyor. Onlar aslında bizim de birer yansımamız. İnterneti olumlu yönde ve güvenle kullanmaları için sadece onlara öğüt vermekle kalmayın, aynı zamanda onlara ne yapmaları gerektiğini gösterin. Ayrıca kendinizin siber ikizlerinize henüz bakmadıysanız, bakmanızı tavsiye ederiz.

Orjinal makale: You Are What You (Don’t) Post

Bir anne ve internet güvenlik uzmanı gözüyle CES

Lynette T. Owens

Uluslararası Tüketici Elektroniği Fuarı 2011 (The 2011 International Consumer Electronics Show – CES) 6-9 Ocak tarihleri arasında Las Vegas’ta gerçekleşti. Fuarda otomobil ve vakumlu robot süpürgelerden holografik ekranlarla çevre dostu teknolojilerin avantajlarına kadar her şey sergilendi. Fuarda sayısız ünlü de sergilenenlere eşlik etti ve sağlayıcı görüntüsüyle karakterize etmeye gayret etti.

Görmek için sabırsızlandığım bir grup panelistle İnternet Güvenlik Sempozyumu’na katılmak üzere fuara ulaştım. Fuardansa karışık duygularla ayrıldım. Geleceğe kısa bir bakış atmış gibi hissettim – Yakın gelecekte holografik projeksiyonla en sevdiğiniz TV programını oturma odanızın ortasında izleme olanağınız varken kim gözlük takma zahmetine sokan 3D televizyonları almak ister ki?

Bütün kayıtlara göre bu yılın fuarı pek çok rekoru kırmış görünüyor: 30 bini ABD dışından olmak üzere 140 bin katılımcı, 2 bin 700 katılımcı şirket ve Las Vegas’ta 22 çok iyi tanınan CEO’nun 4 gün üzerinde katılımı. Bütün bu fiyaka, pazarlama ve kendinden memnuniyet fuarın her yerinde kol gezerken, bu gelişmelerin bazılarının yaşama şekillerimizi nasıl değiştireceği konusunda bana tereddüt hissettirdi. Bununla birlikte kimsenin bu gelişmelerin çocuklarımızı ne derece etkileyeceğini gerçekten önemsemediğini düşündüm.

CES’te çocuklar ve aileler için teknolojiler gösterildi demiyorum. Living in Digital Times sayesinde CES Fuarı içinde bir fuar yaratılmıştı. Aileler için tasarlanmış ücretsiz bir GPS konum paylaşımı uygulaması olan Neer ve fotoğraf makinenizden resimleri ve videoları kablosuz ve otomatik olarak bilgisayarınıza aktarmanızı sağlayan ürün Eye-Fi gibi başarılı servisler yer alıyordu. Fakat fuarın bu bölümü video oyunu, PC, televizyon, akıllı telefon, tablet, projektör ve otomobil üreticileriyle sınırlandırılmıştı. Bunların çoğu internete bağlıydı ve çok azı (PC’ler öncelikli olarak) çocukların kullanabileceği düşüncesini uyandırıyordu.

Ana üretici şirketten bir temsilci ile konuştum (Bu kişinin suçu olmadığı için ismini vermeyeceğim) ve sergiledikleri internete bağlı cihazın çocukların girmemesi gereken sitelere erişmesine engel olmak için ebeveyn kontrolü gibi temel internet güvenlik özelliklerinin olup olmadığını sordum. Milyonlarca ebeveynin bir noktada alacağı bir ürüne eklemek için bariz bir özellik gibi göründü. Yanıt? “Bu talep geldi ve inanıyorum ki gelecek dönemde yapılması planlanacaktır.” Bunun üzerine bu üreticinin rakiplerini ziyaret etmek üzere harekete geçtim ve ardı ardına hepsi aynı şeyi söylediler. “Hayır, bu özelliği sunmuyoruz, fakat bu çok iyi bir fikir.” Şaşırtıcı. Ürün planlamalarında böyle bir öngörü söz konusu olmadığını bildiğim için güvenlik bölümüne gitmedim bile.

Çocukların (sizin, başkasının ya da eğer öğretmenseniz öğrencilerinizin) erişebileceği son kullanıcı teknolojilerini erkenden alabilenler için önerim; bu teknolojilerin nerede ve ne zaman kullanılacağını düşünmeniz, çocuklara (nispeten genç olanları) bu teknolojileri kullanırken rehberlik etmeniz ve onlar (her yaş grubu için) için çevrimiçiyken neyin iyi ya da kötü olduğu konusunda nasihatte bulunmanız.

Ya da bu şirketler modern ebeveynliğin gerçekliğini anlayana kadar bu tür ürünleri almak için bekleyebilirsiniz.

Orjinal makale: CES Musings from a Mom & Internet Safety Advocate

Evde, okulda internet güvenliği 2. Bölüm

Lynette T. Owens

Geçtiğimiz Temmuz atında bölgesel bir okulun BT yöneticisiyle buluşmak üzere lisenin koridorlarında yürüdüm. Bina birçok devlet okulunda olduğu gibi yapısal olarak yorgun, çocukların işaret ve izleriyle doluydu. Caddenin diğer tarafından kim baksa çocuklarımızın günde 7-8 saatini geçirdiği, yılda dokuz ay barındıkları bu binadan rahatsız olurdu.

Okulun BT yöneticisiyle okulun teknolojik altyapısını konuştuğum sırada da aynı etkinin oluşmasını bekliyordum. Okulda bulunan eski, yeni sistemler ve çeşitli markaların yazılımları gibi ne varsa hemen her şeyin ne zaman para olursa o zaman alındığı için karmaşık bir yapıda olacağını düşünüyordum. Ayrıca okulda az da olsa güvenlik yazılımı bulunacağını umuyordum.

Aslında bir okula giderek güvenlik teknolojilerini araştırmaya beni geçtiğimiz Haziran ayında okuduğum Washington Post da yer alan bir makale teşvik etti. Makalede mevcut güvenlik teknolojilerinin çocukların uygunsuz sitelere girmesini engellemede aciz kaldığı, yolunu bulan öğrencilerin istedikleri siteye girebildiği yazıyordu.

Öngörülerim kısmen de olsa doğru çıktı. Yönetici 4 yıldır görevdeydi ve bir dizi değişikliğe gitmişti. Medya laboratuarları öğrenciler için bir araya getirilirken öğretmenlere yeni dizüstü bilgisayarlar alınmıştı. Bunun yanında okulun kablo sistemleri yenilenmiş ve tüm altyapılarının bağlandığı BT odasının havalandırma sistemi yenilenmişti.

Bu bilgileri aldıktan sonra çocukların uygunsuz içeriklere erişimiyle ilgili konuştuk. BT yöneticisi pek endişeli görünmemesinin yanında bu konuda herhangi bir sorun yaşamadıklarını belirtti. Bunu duymak güzeldi.

Buna rağmen BT yöneticisi öğretmenler ve çocukların internet kullanımı ve güvenliği konusunda eğitim almalarına ihtiyaç duyduğunu vurguladı. Ona göre sadece teknoloji problemleri çözmek için yeterli değildi. Ayrıca önemle her ebeveynin de bu konuda eğitimli olması ve çocuklarını internet kullanımı konusunda eğitmesi gerektiğini aktardı.

Eğer çocuklarımız okulda internete girecekse,  evlerinde olduğu gibi belli kuralları uygulamak durumunda. Ama okulda onları denetleyemezsiniz. Okuldayken çocuklarınızın internette güvenli olmasıyla ilgilenen bir ebeveynseniz, sizler için çocuğunuzun okulunda çabucak uygulayabileceğiniz 5 tavsiyemiz var:

1- Okul yönetimiyle temas kurun. Çocuklar, öğretmenler ve okulun internet erişimini güvende tutabilmek için uyguladıkları politikaları sorun. Birçok okulun teknoloji kullanımıyla ilgili yönergeleri bulunuyor. Öğretmenler ve çocukların kaçı bu yönergelerle ilgili eğitildi? Uygulanan politikalar ve prosedürlerin ebeveynlerin iletişimine açık olduğundan emin olun.

2- Kurallar çiğnendiğinde hangi disiplin kurallarının uygulandığını öğrenin. Eğer öğretmen sınıfta sorgulanabilir internet içeriği gördüğü zaman ne olur? Eğer bir çocuk okul bilgisayarından uygunsuz bir içeriğe ulaşırsa çocuğun okul kayıtlarına nasıl yansır? Eğer çocuğunuza internet üzerinden bir grup öğrenci tarafından zorbalık yapılırsa ne olur? Nasıl başa çıkılır?

3- Çocuğunuzun kişisel bilgilerinin nasıl güvende tutulduğunu öğrenin. Birçok okul çocuğunuzun bilgilerini internet üzerinden sizin erişebileceğiniz şekilde barındırır ve yayınlar. Bu durum, faydalı olsa da çok güçlü bir altyapı ile gizlilik ve güvenlik kurallarına ihtiyaç duyar. Önceki nesillerin aksine günümüz çocukları, ebeveynlerinin farkında olması gereken çokça kişisel bilgiyi dijital ortamlarda saklıyor.

4- Diğer velilerle konuşun. Bu konuyu bir sonraki veli toplantısında gündeme getirin. Diğer ebeveynlerin de mümkün olduğunca bu konuda eğitimli ve ilgili olduğundan emin olun.

5- Düzenli olarak bilgilendirilmeyi isteyin. Teknolojiler değişiyor, yeni uygulamalar ve kullanımlar zaman içinde değişiyor. Ayrıca eğitim kalitesini artırdıkları her süreçte kullanılmaları gerekiyor. Okul, yeni teknolojileri çocuklarınızın güvenliği başlığı altında nasıl kullanıyor? Bu konuyu en azından yılda bir kez olsun okul yönetimi ve veli organizasyonlarıyla okul içinde konuşun.

Benim görüştüğüm okullar internet güvenliği konusunda endişeli ebeveynlerle görüşmeye oldukça açık görünüyor. Ve bu süreç içinde okullar çocuklarımızın güvenliği konusunda inanılmaz bir sorumluluk altına girmişken ebeveynler de bu konuda aktif olarak her zaman çocukların güvenlik sürecinde yer almalıdır. Evlerindeyken çocuklarınızı internet üzerinde güvende tutabilmek için her ihtimali düşünerek hareket etmiş olabilirsiniz ama vakitlerinin çoğunu evlerinin dışında geçirdiklerini unutmamak gerekiyor.

Orjinal makale: Internet Safety at home, at school – Part 2

Evde, okulda internet güvenliği 1. bölüm

Lynette T. Owens

2 küçük çocuk ebeveyni olarak, çocuklarımın okul başlangıcı, bitişi ve bu süreçteki gelgitlerini oluşturan hayatlarının önemli mihenk taşlarını ve geçirdikleri zamanı değerlendirme eğilimindeyim. Yaz sona erdiğinde birçok şey başlamış olacak. Bu yıl çocuklarım yeni deneyimlerle karşılaşacak, yeni insanlar tanıyacak, okulda yeni şeyler öğrenecek.

Tüm bu geçiş sürecinin ortasında doğal olarak çocuklarınızın bu yeni deneyim sırasında güvende ve mutlu olmasını istiyorsunuz. Çocuklarımın yataklarından kalkıp, üzerlerini giyinip, arabaya binip okula gidene kadarki süreçte güvende olması için özen gösteriyorum. Çocuklarımın okulları, çocukların okuldayken her zaman güvende olmalarından emin olmak için aileleri kendi kuralları, işleyişleri, sorumlulukları ve ebeveynlerden beklentileri konusunda oldukça iyi bilgilendiriyor.

Çocuklarımızla ilgili endişe duyduğumuz yerlerde aklımızın ilk sırasında güvenliğin olması çok doğal.

Aslında biz ebeveynlerin de çocuklarımızın güvenliği ile ilgili gözünden kaçtığı çok önemli bir yer var. Konuştuğum birçok ebeveyn, okul yöneticisi, komşular ve dünyanın her yerinden arkadaşlarımda gördüğüm kadarıyla çocuklarımızın internet güvenliğine diğer alanlarda verdiğimiz kadar önem vermiyoruz.

İnternet güvenliği, birçok toplumda yeterince anlaşılamamış bir konudur. 10 yaşında bir erkek çocuğu ebeveynine sorduğunuzda, birçoğu “Oğlumun internette uygunsuz şeyler görmesini istemiyorum” diyecektir. Ergenlik yaşlarını geçmiş gençlerin ebeveynlerine soruduğunuzda da, “Endişeliyim çünkü kimlerle ya da hangi konularda sohbet ettiklerini bilemiyorum” diyorlar. Herkes ortada önemli riskler bulunduğunu bilmesine rağmen bir şeyler yapmaktan çok ağız birliği yapmışlar gibi endişe duyduklarını ifade ediyor.

Bu konuştuklarımızın yanında 5 ile 18 yaş arasındaki çoğu çocuk zamanlarının yarısından çoğunu okulda ya da ev dışında başka bir yerde geçiriyor. Bu çocukların çoğu, zamanlarını okullarında, bir arkadaşının evinde ya da bir yerden bir yere giderken şimdilerde çok moda olan cep telefonlarından internete girerek geçiriyor.

Peki, çocuklarının güvenliğine önem veren bir ebeveyn bu durum karşısında ne yapmalı?

Ebeveynlerin yapmasını önerdiğimiz dört madde bulunuyor:

1- Çocuklarınızın internette nasıl zaman geçirdiğini anlayın. Çocuklarınız internete bilgisayar, telefon ya da başka bir şekilde, nasıl erişiyor? Facebook gibi sosyal paylaşım sitelerini kullanıyorlar mı? Sitelerin mahremiyet kuralları ve kullanıcı sözleşmelerinin farkında olun. Çoğu sitede basit mahremiyet kontrollerini kullanarak kötü tanınmaktan ya da kimlik hırsızlığından kurtulabilirsiniz.

2- İnternete girmenin çocuklarınıza getirebileceği riskleri öğrenin. Bu konuyla ilgili www.trendmicro.com/go/safety adresi gibi birçok harika kaynak bulunuyor. Büyük ihtimalle cinsel istismarcıların çocukları kandırmaya çalıştığını ve çocukların uygunsuz içerikleri gördüğünü ya da kendi uygunsuz içeriklerini internete yüklediğini okudunuz ya da duydunuz. Ancak internet güvenliği haberlerin manşetlerini süsleyenlerden çok daha fazlasını içeriyor. Bu risklerin farkında olmak çocukların güvenliğini sağlamak için ilk adımdır.

3- Nerede nasıl teknoloji kullanacağı ile ilgili bazı kurallar koyun. Riskleri anladığınızda çocuklarınızın teknolojiyi hayatlarında nasıl kullanacakları konusunda karar verin. Bunların bazıları okul ihtiyaçlarıyla çakışabilir. Bu sebeple ne zaman öğrenmek, sosyalleşmek ve eğlenmek için kullanacaklarına çok iyi karar vermek gerekir. Ayrıca çocukları da sıkmamak için onlarla anlaşarak nerede, ne zaman ve nasıl kullanabileceklerine birlikte karar verin. Ve unutmayın internette geçirecekleri güvenliğini saplamak için harika teknolojiler bulunuyor. Güvenlik yazılımlarındaki ebeveyn kontrol özellikleri uygunsuz siteleri engellemek, internete giriş sürelerini sınırlamak ve nerelere girdiğini görüntülemek gibi çok önemli konularda yardımcı olabiliyor. Bilgi edinme konusunda harika organizasyonlar olduğunu tekrar hatırlatmak istiyorum:

4-      İnternette nasıl iyi ve güvenli bir ziyaretçi olunacağı konusunda çocuklarını eğitin. Lütfen ve teşekkür ederim demeyi, yabancılarla konuşmamayı, emniyet kemeri takmayı ve diğer saygılı davranışları zaten öğretiyorsunuz. Aynı kuralları internet için de uygulayın. İnternetin, arkadaşınız gibi davranan insanlar tarafından dolandırılmak gibi kendine has tehditleri bulunuyor ancak herhangi bir yaşam yeteneği gibi internette güvenlik için de biraz alıştırma yapmak gerekiyor.

Söylemesi yapmasından daha kolay değil mi? Belki öyle ama iş çocuklarımın güvenliğine geldiğinde her zaman buna yatırım yaparım. Büyük ihtimalle çocuklarımı internette güvenli tutmak için harcadığımdan çok daha fazlasını çocuklarımı otomobil koltukları, kapılar, priz girişleri ve masa köşelerinden korumak için harcıyorum. İnternet güvenliği ilk olarak bir ebeveyn olarak kendinizi eğitmekten ve gerekli teknolojiye yatırım yapmaktan geçer. Çocuklarım için satın aldığım otomobil güvenlik koltuğuna artık sığmıyorlar ancak internetteki tehlikelerden kaçınmaları için çocuklarıma verdiğim eğitim hayatları boyunca işlerine yarayacak.

Orjinal makale: Internet Safety at home, at school – Part 1